Basında Zeytinyağı: Yanlışlar ve Doğrular


Zaman zaman gazetelerde yer alan zeytinyağı ile ilgili yazılar zeytinyağı üretimi yapan bir firma olarak bizi sevindiriyor. Bu yazılar da anahatlarıyla olumlu bilgiler içeriyor ve zeytinyağının temel bir gıda maddesi olarak tüketilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Gerçekten de, ağız tadı yönünü bir yana bıraksak, yalnızca sağlıklı bir yaşama çok büyük katkılar sunuyor zeytinyağı. Zeytinyağının insan sağlığına olumlu etkilerini bir başka yazımızda ele alacağız. Burada, basında çıkan iyi niyetli ancak eksik bilgiyle yola çıkan, ciddi bir araştırmaya dayanmadığı için de yanlış bilgilerin okuyucuya ulaştırılmasına yol açan bazı yazıların eleştirisini yapacağız. Başka bir deyişle, bazı eğrileri doğrultmaya çalışacağız.

Elbette, bir gazete yazısı ne kadar geniş kapsamlı da olsa tüm kaynaklara erişemez ve elbette herkesi memnun edemez. Ancak, gazete ve dergilerde yayınlanan bazı yazı ve haberler, meraklı ve zeytinyağı hakkında yeni bir şeyler öğrenmek isteyen okurların yanlış bilgilenmelerine yol açacak biçimde yer almaktadır.

 

Dünyanın En Güzel Zeytinyağı?

 

�Aslına bakarsanız dünyanın en iyi zeytinyağı Edremit�ten çıkıyor�

�Dünyadaki en iyi zeytinyağı Altınoluk ve Midilli Adası�ndan çıkar�

Yukarıdaki cümleler ve benzerleri, bir kaç hafta önce saygın bir gazetemizin ekinde yer alan zeytinyağı ile ilgili bir yazıdan alınmıştır. İki farklı kişiye aittir bu cümleler. Benzer cümleleri söyleyen başkaları da var. Yukarıdaki sözleri İspanyolca olarak İspanya�daki bir bölge için, İtalyanca olarak İtalya�da zeytin yetiştirilen herhangi bir bölge için, Yunanca olarak da her bir Ege adası için duyabiliriz. Bitmedi, Akdeniz�e bakan her ülke için ve ayrıca dünyadaki zeytin yetiştiren tüm ülkeler için de duyabiliriz. Pekiyi, nedir doğrusu? Böyle bir iddiayı kim kanıtlayabilir?

Bilimsel olarak bu türden iddiaların tutar tarafı yoktur. �Kime göre� dünyanın en iyi zeytinyağı? Bunlar subjektif ifadelerdir. Dinleyeni/okuyanı etkilemeye yöneliktir. Pekiyi, iyi zeytinyağını kötüsünden ayırd etmemiz nasıl mümkündür? Aşağıda, zeytinyağının kalite standartlarından söz edeceğiz. Ancak, öncelikle söylemeliyiz ki, ülkemizin zeytin üreten tüm bölgelerinde kaliteli de kalitesiz de zeytinyağı üretilmektedir. Gönül isterdi ki, her yerinde en kaliteli zeytinler ve zeytinyağları üretilsin. Ancak, durum bu değil. Öte yandan, bu durum yalnız bizim ülkemize özgü de değil. Başta komşumuz Yunanistan olmak üzere, diğer Akdeniz�li zeytinyağı üreticisi ülkelerin de üretimlerinin büyük bir kısmı (yaklaşık %50-80�i)  düşük kalitede zeytinyağıdır ve bunlar ancak rafine edildikten sonra yenebilir hale gelir. Geri kalan kısmı ise naturel (yani her hangi bir işlemden geçmeden) yenebilecek kalitede olur. Bu konuda daha fazla bilgiyi,  http://www.bafayag.net/tr/tipler.html ve http://www.bafayag.net/tr/tadim.html adreslerinde bulabilirsiniz.

Zeytinyağının dünya çapında olması demek, dünyadaki büyük üretici ülkelerin (bir zamanlar Türkiye�nin de) üye olduğu Uluslararası Zeytinyağı Konseyi�nin belirlemiş olduğu kalite standartlarına uyması demektir. Türkiye�de, bir çok bölgede üretilen yağlar bu kalite standartlarını karşılamaktadır. Zeytin ister Antakya�da ister Ayvalık�ta, Milas�ta ya da Akhisar�da yetiştirilmiş olsun, zeytinyağının kalitesini etkileyen faktörler zeytinin etli olması, dikkatlice toplanması, toplamadan sonra mümkün olduğunca çabuk fabrikaya getirilip işlenmesidir. Buna uyulduğu takdirde tadları ve aromaları arasında farklar bulunmakla birlikte (bu iyi bir şeydir) zeytinin yetiştiği her bölgede kaliteli zeytinyağı üretilebilir. Zeytinyağının tadı ve aromasının farklı olması da, tüketicinin tercihini belirleyen bir faktör olabilir. Yani, iyi kalitede Bafa zeytinyağını, farklı tadı ve aroması nedeniyle iyi kalitede Edremit zeytinyağına tercih edersiniz. Matematiksel bir ifade ile uzayda sonsuz sayıda doğru vardır, önemli olan sizin doğrunuzun hangisi olduğudur.


Sızma Zeytinyağı Lüks müdür?

 

Yukarıda sözünü ettiğim yazıdan iki alıntı daha yapıyorum:

  1. �Sadece sunum ve tasarım değil, fiyatlar da baş döndürücü.�
  2. �Tekrar zeytinyağı kıymetlendi, ama bu sefer sosyete gıdası oldu.�

Efendim, sızma zeytinyağı lüks değildir. Hiç bir şekilde de lüks olarak adlandırılamaz. İlk cümleyi sarfedenin başını döndüren fiyatı merak ettik. Sızma zeytinyağının en kalitelisini normal cam şişe ambalajda 8-12 Milyon TL�na alabilirsiniz. Buna lüks denebilir mi? Neden sosyete gıdası olsun? Elbette ayçiçek ya da mısır veya fındık yağına göre zeytinyağı pahalı, ancak fiyat karşılaştırması yaparken üretim maliyeti yüksek olan sızma zeytinyağı ile değil, ayçiçek yağı veya diğer bitki yağları gibi rafine olan rafine zeytinyağı ile karşılaştırmak gerekir. O zaman görülecektir ki, aradaki fark o kadar büyük değildir.

Sızma zeytinyağı ile rafine bitki yağları karşılaştırması gerçekten son derece yanlıştır. Zeytinyağı dışındaki bitkisel yağların hiç biri, doğrudan naturel olarak, ham olarak, yani rafine edilmeden yenemez. İçlerinde pek çok sağlığa zararlı bileşen içerirler. Zeytinyağı, üretiminden hemen sonra, hiç bir kimyasal işlemden geçmeden doğrudan yenebilecek tek bitkisel yağdır. Genel olarak, katı ve hayvansal yağlar yerine bitkisel yağların sağlığa daha yararlı olduğu bilinir. Ancak, bitkisel yağlar içerisinde de, doğal olarak çoklu doymamış yağ içeriği bakımından en zengin olan, zeytinyağıdır. Bu da, sızma ve naturel zeytinyağının ne derece önemli bir besin maddesi olduğunu ortaya koyar.

Öte yandan, tabiatta nadir olan şeylerin değerli olduğunu biliriz. Altın, platin, elmas çok nadir oldukları için çok değerlidir. Zeytin ve zeytinyağı üretimi, hele de kaliteli zeytinyağı üretimi gerçekten meşakkatlidir, emek ister. Çok çaba ve özen gerektirir. Ağacın, meyvenin bakımı; meyvenin toplanması, sızma üretimine uygun zeytinlerin seçimi ve hızla üretime sokulması, dinlendirme, tortu alma vb. önemli maliyetlerdir. Öte yandan nadirdir. Yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi, ülkemizde üretilen tüm zeytinyağının %70-80 kısmı rafineliktir, yani sızma ya da natürel yemeklik değildir.

Zeytinyağının fiyatına gelince, yıllardır zeytinyağı fiyatları artmamış, kimi yıllar gerilemiştir. Aslında, reel olarak (yani enflasyona göre fiyat artış/azalışları incelendiğinde) zeytinyağının ucuzlamış olduğu söylenebilir.

Şunu özellikle belirtmeliyiz ki, Türkiye�de zeytinyağı tüketimi çok düşüktür. Kişi başına zeytinyağı tüketimi Türkiye�de yılda 1 Litre civarında iken, Yunanistan�da 20 Litredir. Zeytinyağının besin değeri ve sağlık açısından ne kadar önemli olduğu ortadayken, dünyanın en büyük zeytinyağı üreticilerinden biri olan Türkiye�de zeytinyağı tüketim alışkanlığının bu derece düşük olması dikkat çekici ve biraz da üzücüdür. Bilindiği gibi, Trakya, Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerimizde zeytinyağı neredeyse tanınmaz. Asıl tüketiciler, Ege, Akdeniz ve Marmara (Güney) ile Güneydoğu (kısmen) Bölgelerimizdir. Bu nedenle, herkes (başta, hekimlerimiz olmak üzere zeytinyağının sağlık için önemini bilen herkes) zeytinyağı kullanımını teşvik etmelidir. Asıl görev devlete, sağlık kurumlarına ve eğitim kurumlarına düşmekle birlikte biz zeytinyağına gönül verenler bu uğurda elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız.



 

Bafa Yağ Ana sayfasına git